Kuruluş Öyküsü

 

Yazan: Adli Okuş

RAY SİGORTA HANGİ  GEREKÇELERLE KURULDU

Ray Sigorta’nın kuruluş tarihi olan 1958 yılına gelene kadar ülkemizde ulaştırma sektörünün en önemli kuruluşları olan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları,  Denizcilik İşletmeleri ve Türk Hava Yollarının sigortaları,  o tarihlerde faaliyetlerini sürdüren Türk asıllı sigorta şirketleri arasında koasürans yolu ile yapılırdı.  Söz konusu dönemde uygulanan koasürans sistemi,  tabiatı ile içerde bir rekabeti gerektirmediği gibi dış reasürans piyasası da  bu durumu kendi yararına değerlendirerek uygulanacak şart ve fiyatlar konusunda nisbeten rahat hareket ediyordu.  Bu sonuçlar haklı olarak sigortalı durumundaki devlet kuruluşları tarafından devamlı şikayet konusu oluyordu. 
 
1957 yılı sonlarına doğru yukarıda sözü edilen devlet kuruluşlarından TCDD’nın o tarihlerdeki genel müdürü olan Safa Yalçuk kişisel olarak yakından tanıdığı ve samimi dostu olan Milli Reasüransın Ankara’daki asistan bürosunun başında bulunan Sn. Necdet Barlas ile yaptığı sohbetler sırasında sigorta sektörünün bu uygulamasından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor ve giderek sürdürülen bu sohbetlerin sonucunda acaba biz, ulaştırma sektörü olarak bir sigorta şirketi kursak daha olumlu sonuçlar alabilirmiyiz sorusu gündeme geliyor. Sonuç olarak Safa Yalçuk bu konunun araştırılması ve olumlu bir sonuca bağlanması için o dönemde tanıdığı ve dostu olan Necdet Barlas’dan gerekli çalışmaları yapmasını istiyor. Necdet Bey’e Safa Yalçuk tarafından tanıdığı ve güvendiği sigortacılarla temas kurması için kendisine yetki veriliyor. 
 
Necdet Bey, bu konuda tanıdığı bir sigortacı olan Fahiman Şakarcan ile İstanbul’da bir çok defalar görüşüyor ve kendisinden bu konuda görev almasını ısrarla rica ediyor. Fahiman Şakarcan sonuç olarak konuya olumlu bakıyor. Yeni bir sigorta şirketinin kurulmasının, hem sigorta sektörü, hem de ulaştırma camiası için yararlı olabileceği ve böyle bir organizasyonda görev alabileceği sonucuna varıyor. Yeni bir şirketin kurulması, organizasyonu ve yürütülmesi konusunda gerekli bilgi ve tecrübeye sahip işbirliği yapabileceği ve güvenebileceği meslektaşlara ihtiyacı var. Konuyu yakın dostu Faruk Seven’e açıyor. Faruk Seven İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu. Daha üniversitedeki öğrencilik yıllarında Milli Reasüransta da görevli Profesör Hüsnü Hamit Saymen’den matematik ve aktüerya konularında ders alıyor. Söz konusu dönemde ülkede aktüer sıfatını taşıyan çok az sayıda kişi olduğundan Sn. Hüsnü Hamit hocanın derslerini takip etmek ve açılan sınavda başarı göstermek sureti ile aktüer sıfatını alıyor. Faruk Seven, aktüerlik çalışmasını bitirdikten sonra Anadolu Sigorta Şirketinde görev alıyor. Faruk Seven İktisat Fakültesindeki öğrenciliği sırasında tanıdığı ve halen aynı şirkette kaza servisi müdürü olarak görev yapan ve daha evvel aldığı çeşitli görevler nedeni ile diğer sigorta branşlarında da yeterli bilgi ve tecrübe sahibi olduğu kabul edilen Adli Okuş’a da yeni şirkette mutfağın idaresi teklif ediliyor. Adli Okuş’unda kabul etmesi ile söz konusu üçlü ekip Ankara’daki yetkililer ile yaptıkları çeşitli görüşmeler sonucunda şu hususlarda karar alınıyor. 
1958 senesinin ağustos ayında ise, iş merkezi olarak tahsis edilen Sirkeci Gar binasındaki Osmanlının Padişah ve Ailesi ile İmparatorluğun V. İ. P sıfatlı misafirlerinin karşılama veya uğurlama sırasında kullandıkları ARZ ODASI, RAY SİGORTA A. Ş.  personelinin uzun yıllar devam edecek çalışma merkezi oldu. 
 
Ray Sigorta’nın kuruluş yıllarındaki sigorta sektörünün genel durumuna bakıldığında 1958 yılı sonunda sigorta sektöründe bütün branşlar itibari ile istihsal edilen prim yekûnu ortalama 198. 000. 000 TL faaliyet gösteren sigorta şirketi sayısı 38, bunun 18 tanesi yabancı kökenli şirket olup daha çok temsilcilik şeklinde faaliyetlerini sürdürüyorlar. Yerli sigorta şirketi sayısı yılın başında 17 olup Ray Sigorta’nın faaliyete geçmesi ile bu sayı 18’e çıkıyor. 
 

ŞİRKETİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI 

TCDD Genel Müdürü Safa Yalçuk Ray Sigorta’nın kurulmasında da en önemli rolü oynayan kişi olarak kabul edilmelidir. Nitekim devlete bağlı kurucular arasında Deniz Nakliyat İşletmesi Denizcilik Bankası, PTT Türk Hava Yolları ve TCDD olmasına karşın Safa Yalçuk’un  manevi ağırlığı ile şirketin ismi demiryolunu çağrıştıran Ray Sigorta oldu. 
 
Şüphesiz Ray Sigorta’nın kuruluşu pek kolay olmadı. Zaman zaman orta çıkan birçok zorlukların aşılması için çaba harcandı, zaman kaybedildi. Özellikle TCDD’nin dışındaki kuruluşlar ve bunların yöneticilerini ikna etmek zaman aldı. Kabul etmek gerekir ki, Safa Yalçuk’un çalışmaları ve gayreti ile bu sorunlar zamanla aşıldı. Gerekli sermayenin sağlanmasında da Safa Yalçuk’un takdirle karşılanacak bir uygulamasını hatırlamak gerekiyor. Muhtemelen ikna etmek sureti ile binlerce TCDD personelinin maaşlarından kesilen ufak tutarların birikimi sonucu ihtiyaç duyulan sermayenin önemli bir bölümü Safa Yalçuk sayesinde sağlandı. Diğer bir deyişle başlangıçta Ray Sigortanın halka açık bir şirket olarak kurulduğunu söyleyebiliriz. 
 
Anonim Şirket olarak Sicilli Ticarette kurucuların işlemleri şu şekilde geçiyor: Safa Yalçuk, Hakkı Ogan, Muhiddin Ersun, Numan Kaner, Şadan Yelkenci, Edip Sirmen, Dürri Bakoğlu; bu safhada tespit edebildiğimiz kurucular bunlar olmakla beraber listedeki isimler eksik olabilir. 
 

İLK  KURULUŞ YILLARINDAKİ ÇALIŞMALAR VE ÇALIŞMA KOŞULLARI 

Sirkeci Gar binandaki iş yerinde gar içinde perona bakan cephedeki kapı açıldığında yaklaşık 30 metrekarelik küçük, fakat dekorasyonu çok gösterişli bir salonla karşılaşılıyordu. Bu salon karşılıklı masalarda çalışmak üzere Fahiman Şakaran ve Faruk Seven’e tahsis edildi. Bir kapısı ön salona arka kapısı sokağa açılan ve gene son derece gösterişli ikinci çalışma yeri ise 150 metrekareyi geçmeyen bir salondu. Başlangıçta  hizmetli dahil sayısı 15’i geçmeyen personelde uzunca bir süre bu salonda görev yaptı. İlk iki sene telefon santrali yoktu. Mevcut iki telefondan biri ön salondaki iki kişi tarafından paralel olarak kullanılıyor, diğer telefon ise Faruk Seven ile Adli Okuş arasında paralel olarak çalışıyordu. Telefon çaldığında ahizeyi alan kendisinin aranmadığını anlar ise yanındaki zil butonuna basarak diğer odadakinin cevaplamasını sağlardı. 
Açılış öncesi, çalışma için gerekli bütün mobilya araç ve gereçler başlangıçtaki kısıtlı sayıdaki personelin dışarıdan bir yardım almadan özveri ile yaptıkları çalışmalarla temizlendi, yerleştirildi. En büyüğünden en küçüğüne kadar herkes gerektiğinde bir ayrıcalık yaratmadan, bir şikâyete meydan vermeden yapılması gereken her görevi büyük bir feragat, anlayış ve özveri ile yerine getirmeye çalıştı. 
 
İlk çalışma yıllarında sigorta piyasasında istediğimiz sonuçları alabilmek, rakiplerimizin yaratabileceği zorluklarla savaşabilmek için zaman ve mekan tanımadan çalışılması hususunda bütün personel tam bir birlik ve uyum içinde üzerlerine düşen görevleri yerine getirmenin mutluluğunu yaşadı. Nitekim ilk iki yıl içinde Ray Sigorta, Türk sigorta piyasasını şaşırtan, alt üst eden uygulamaları ile başarılı sonuçlar elde etti. Türk sigorta sektörünün alışagelmiş bütün uygulamalarına karşın Ray Sigorta yeni uygulamaları ile sigorta sektörüne yenilikler getirdi, sektörü uyandırdı. 
Ray Sigorta’nın başarılarını tam olarak değerlendirebilmek için öncelikle o döneme ilişkin sigorta sektörünün çalışma şartlarına ve uygulamalarına kısaca göz atmakta yarar var. 
 
1958 yılı evveli ve onu takip eden yıllarda sigorta piyasasında rekabet etmek nerede ise imkânsızdı. Her şeyden evvel tarife rejimi yürürlükte olduğundan tarife komitelerinden geçen Ticaret Bakanlığına bağlı Sigorta Müdürlüğünün tasdik ettiği şart ve fiyatların dışında bir uygulama yapılması mümkün değildi.  Çok özel ve büyük rizikolar için yurt dışındaki reasürörlerden daha uygun şart ve fiyatlar sağlanmış olsa bile tarife komiteleri genellikle genel uygulamaya aykırı olmasın diye bazı kereler gelen kotasyonu aynen kabul etmez, üzerlerinde değişiklik yaparak onaylardı. Bütün bu sıkı uygulamaya rağmen bir sigorta şirketi örneğin sigortalının yararına olabilecek bir işlem yapmış olsa öncelikle karşısında Milli Reasüransı bulurdu. O dönemde cari olan reasürans tekeli nedeni ile, Milli Reasürans, sigorta şirketlerinin uygulamalarını kontrol yönünden önemli bir yetkiye sahipti. 
 
Böylesine sigorta şirketlerinin hareketlerini kısıtlayan ve sigortalıya hizmet sunulmasına imkan vermeyen bu uygulamalar, tabiatı ile sektörün gelişmesine de imkan vermiyordu. O halde Ray Sigorta için yapılacak üç yol gözüküyordu. Birincisi; mer’i mevzuatı inceleyerek ve muhtemelen çıkabilecek zorlukları cesaretle karşılamayı göze alarak sigorta piyasasının uygulamaları dışına çıkarak yeni projeler yaratmak. İkinci olarak, sigorta piyasasında henüz uygulanmayan veya çok az uygulanan sigorta konularını gündeme getirerek yenilik yaratmak, şirketimizin farklı olduğunu topluma duyurmak. Üçüncüsü ise dış reasürans piyasasına çıkarak bize destek olan arkamızdaki kurucularımızın varlıklarını ve sorumluluklarına ilişkin büyük sigorta potansiyelini en iyi şekilde pazarlamak sureti ile dünya reasürans piyasasından rekabet edilebilir şart ve fiyatları sağlamak. 
 
İlk iki sene içindeki uygulamalarda yukarda belirtilen her üç konuda da önemli başarılar sağlandı. 
Bir kuruluş tarihçesinin çerçevesi içinde bütün yapılanları sıralamanın doğru olmayacağını düşünerek ve fakat sigortacılığımızın nereden nereye geldiği hususunda bir fikir vermek ve özellikle Ray Sigortanın iftiharla anılacak geçmişini gelecek nesillere duyurabilmek için bu başarıların çok cüzi bir bölümünü  burada belirtmek herhalde yararlı olacaktır. 
 
Söz konusu dönemde yıllardan beri uygulanan ve adına İdare Hacı denen bir meblağ her sigorta poliçesinde prime ilave edilirdi. Poliçe üzerinde yazılı net primin; sigorta branşına göre değişen %7. 5 veya %10 oranındaki meblağ, idare harcı olarak prime eklenir ve bu meblağ doğrudan doğruya sigorta şirketine kalırdı. İdare harçları sigorta şirketlerinin vazgeçemediği son derece yararlı bir gelir kaynağı olarak kabul ediliyordu. Sigortalı yönünden ise sigorta maliyetini yükselten bir uygulama olarak şikayet konusu idi. 
 
Ray Sigorta 1960 yılında Türk Hava Yollarına ait filonun sigortasında idare harcını %7. 5 yerine %1. 5 olarak uyguladı.  Çünkü o günkü yöneticilerin yaptıkları incelemede tarife komitelerinin tasdik ettiği fiyatlara idare harcının ilave edildiğine dair bir hüküm yok Ticaret Bakanlığı da şimdiye kadar ki genelgelerinde,  kararlarında idare harcı ile ilgili bir beyanda bulunmamıştır. Mevzuatta olmayan bir hükmü, sigorta şirketleri bilinmeyen nedenlerle ve işlerine geldiği için yıllarca uygulanmış. Şüphesiz bu uygulamamız sigorta piyasasının büyük reaksiyonuna sebep oldu. Sigorta şirketlerinin çok önemli bir gelir kaynağı tehlikeye giriyordu. Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği, Tarife Komiteleri, Milli Reasürans ve Ticaret Bakanlığından önemli itirazlar yapıldı, uygulamamız incelemeye alındı. Uzun süren müzakere ve mücadeleler sonunda haklığımız ortaya çıktı. Bir süre sonra da İdare Harcı uygulamasına sektörde son verildi. Şüphesiz filonun tekne ve sorumluluk sigorta primlerinde de hatırı sayılır tasarrufa girildi. 
 
O dönemde Deniz Nakliyata ait pek çok yük gemisi Türk ve uluslararası sularda sefer yapıyordu. O zamanki adı ile Denizcilik Bankası da hatırı sayılır yolcu gemisine sahipti. Bunların tekne ve uluslar arası mevzuat gereği sorumluluk sigortaları; Ray Sigorta kurulmadan evvel yukarda belirtilen ve sigorta şirketleri arasında koasürans yolu ile teminat altına alınırken Ray Sigorta döneminde zamanla İdare harcından muaf tutulduğu gibi özellikle yolcu gemilerinde seyahat edenler için otomatik sorumluluk teminatı sağlandı. Ayrıca sigorta maliyeti dikkate değer ölçüde sigortalı yararına indirildi. 
 
1959 yıllarında başlayan Karayolları inşaatları, giderek demiryollarının kullanımında aleyehte bir durumun ortaya çıkmasına nede olmuştu. Çok daha emniyetli olmasına karşın demiryolları ile yapılan ticari emtia sevkiyatı azalmıştı. Ray Sigorta olarak TCDD ile bir anlaşma yapıldı nakledilen emtea için uygulanan navlun ücretine cüz’i bir zam yapılacak. Buna karşın nakledilen emtea kapıdan kapıa sistemi ile sigortalı olacaktı. Görünürde bu teminat emtea sahibine sigorta primi ödemeden açıktan teminat sağlıyordu. Poliçe, abonman şeraiti ile tanzim edildi. Yük sahiplerine yoğun bir propaganda ile duyurulan uygulama hayli yararlı oldu. TCDD’nin navlun gelirlerinde önemli artış sağlandı. 
 
Türk Hava Yolları uçaklarından yararlanan yolcular için, bilet alırken veya hava alanına geldiğinde pul şeklinde hazırlanan bir belge ile ferdi kaza teminatı verme konusunda başlangıçta yönetim ile anlaşma yapıldı. Bu amaçla öncelikle Yeşilköy ve Ankara hava alanlarında gerekli hizmetin yapılmasını sağlayacak stantlar hazırladı. Ancak böyle bir uygulamanın yolcuya, uçak düşebilir önceden ailen için tedbirini al manasına gelebileceği görüşü ileri sürülerek izin verilmedi.